Avrupayı Dehşete Düşüren Hunlar Kimlerdir?

Bir Türk Devleti Kuruluyor

Hunlar: İlk Türk imparatorluğunu kuran eski bir Türk kavimidir. Kelimenin Türk dilinde asıl söylenişi Kun , Çince’de Hiung-nu olarak geçer.

Hunlar Kimdir ?

Asya’da Tanrı dağlarının doğusunda  M.Ö. 220’de kuruldu. Devletin ilk imparatoru 220-209 yılları arasında yaşayan Teoman’dır. Teoman’dan sonra yerine geçen oğlu Mete (M.Ö. 209-174), Ortaasya’daki dağınık Türk topluluklarının çoğunu birliği altına toplayıp güçlü bir devlet kurarak önce Çin üzerine yürümüş, Büyük setti aşıp Çin imparatorunu vergiye bağladıktan sonra, Hazar denizine kadar uzanan topraklardaki  ülkeleri de egemenliği altına almıştır. Çinlilerin çabalarıyla, Hun birliğini meydana getiren hanlar arasında baş gösteren sürekli  çekişmeler ve iç savaşlar imparatorluğun çöküşünü hazırlamış, 48 yılında orta Asya Hun devleti Kuzey ve Güney Hunlar olarak ikiye ayrılmıştır.

Batı Hun Devleti Kuruluyor

93 tarihinde Çinliler Güney Hunları ve Siyenpilerle anlaşarak Kuzey Hun devletini ortadan kaldırmışlardır. Güney Hunların sa 265 yılında  Çin egemenliği altını girdiler. Kuzey Hunların bir kısmı, daha önce Güney devletine katılmış, bir bölüğü de batıya göç etmişti. İşte bu grubu meydana getirenler, 100-150 yılları arasında Hazar deniziyle Yayık ve İtil ırmakları arasında kalan geniş alana yerleşerek Batı Hun devleti adıyla yeni bir devlet kurdular ve bölgede yaşayan bütün kabileleri egemenlikleri altına aldılar 375 yılında başbuğları Balamir’in komutasında Karpatları aşıp, geçtikleri yerlerde yaşayan irili ufaklı yaşayan bütün uluslara baş eğdirerek Tuna boylarında yerleştiler. Böylece Avrupa topraklarında büyük ve yeni bir Hun devleti kurulmuş oldu. Bu sıralarda Türk akınları önünde durmadan Batıya duğru çeşitli ulusların göç etmesi, tarihte görülen ünlü Kavimler Göçü‘nü başlatmış oluyordu.

Avrupa Daha Önce Böyle Bir Güç Görmedi

Avrupa, Doğu’dan gelen ve önüne geçilemeyen bu büyük kuvvet karşısında dehşete düşmüştü. Bugünkü Macaristan’ın bulunduğu Orta Tuna boylarına yerleşerek IV. yüzyılın bitmesine yakın Roma imparatorluğunu bile korkutacak durumda olan Hunların başına Muncuk’tan sonra sırayla kardeşi Oktar, Rau ve Aybars geçerek, devleti birlikte yönetmişler, 434’de Rau’nun ölümüyle yönetim Muncuk’un oğulları Atilla ve Bleda’ya geçmişti. 445’de 50 yaşlarındayken öldürülen Bleda’nın 11 yıllık saltanatı süresince Atilla’da imparatorluğun ortak hükümdarı olarak ülkenin Doğu eyaletlerini yönetiyordu.

Bleda’nın ölümüyle Hunların başına dünya tarihinin sayılı liderlerinden ve imparatorluğun en büyük hükümdarı Atilla geçti. Tahta geçtiği sırada ikiye bölünmüş ve Kavimler Göçü nedeniyle iyice zayıflamış olan roma imparatorluğunu ülkesine katmayı kafaya koymuştu. Önce Doğu Romayı haraca bağladı. Daha sonra hükümdarlığının ilk yıllarında nişanlanıp sonradan caydığı Prenses Honoria’yla  birlikte çeyiz olarak verilecek toprakları yeninden istemek gibi bir bahaneyle Batı Roma’nın karşısına dikildi. Oysa Prenses başkasıyla evlenmişti. Dolayısıyla Atilla’nın isteği gerçekleşemedi.

Bunun üstüne Roma’ya savaş açıldı. 451’de Atilla, Hun kuvvetleriyle birlikte egemenliği altında bulunan Got ve Cermen  ordularından meydana gelmiş büyük bir kuvvetle Ren’i aşıp Galaya’ya girdi ve Orlean’ı  alığ yağmalattı. Akasından General Aetius’un büyük ordusuyla yapılan kanlı savaş her iki tarafada büyük kayıp verdirdiği halde sonuçsuz kaldığı için, Atilla bir süre kendi topraklarına çekildi. 452’de Alpleri aşarak tekrar Kuzey İtalya’ya girdi. Roma kapılarına dayandı. Romalılar papanın da ricasıyla büyük Hun hükümdarlarından  barış isteğinde bulundu.

Tanrının Kırbacı Atilla Ölüyor!

Yapılan anlaşma üzerine ülkesine dönen Atilla büyük bir törenle evlendi. Fakat evlendiği gecenin sabahında yatağında ölü bulundu. Yerine geçen oğlu Deniz Han zamanında Hun devletinin birliği dağıldı. İmparatorluğu meydana getiren yabancı uluslar, hatta Hunların büyük bir kısmı peş peşe devletten koptular. Doğuya dönüp, Volga-Ural bölgesine çekilenler dışında Macaristan’da kalan grup sonradan çeşitli uluslara, özellikle bölgeye sonradan egemen olan Avarlara karışmak suretiyle eriyip gittiler.

Kendilerine özgü yaradılıştan akıncı ve asker bir topluluktu. Düzenli bir orduya sahiptiler. Harp oyunlarında ustalıklarına karşı çıkılamazdı. Ayrıca müzik, şiir. orta oyunu şeklinde temsil edilen sahne eseri ve edebiyatı gibi sanat dallarıyla birlikte, kuyumculuk, demircilik, dericilik gibi zanaatler, nakış örgü ve elişleri ve çeşitli süslemelerle, tarım alanında büyük gelişmeler sağlamışlardır. Genellikle ahşap evlerde otururlardı. Kral sarayı bile tahtadan yapılmıştı. Bugünkü Budapeşte yakınlarında bulunan başkentleri Etzelburg’ta son derece güzel yapılar, saraylar, mermer hamamlar bulunduğu o devir gözlemcilerin yazılı ve sözlü belgelerinde anlaşılmaktadır.

Müzik İnsanı Mutlu ediyorsa Sizce Psikolojinizi Bozabilir mi?

Comments

comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir