Çanakkale’de Bir kahraman Türk Subayı “Mehmet Yusuf İNTEPE”

Çanakkale’nin Bilmediğiniz Serüveni

Çanakkale Savaşı bundan 105 yıl önce bu zaman dilimine tekabül eden mart ayında Başlamış ve madde ile mananın, kadim ile modernin meydan savaşında nefesi boğazında düğümlenen dünyanın gözü Çanakkale‘ye çevrilmişti.

62 hafta 14 ay ve 1 yıldan fazla sürerek, dünya tarihinin en büyük ve küresel çatışması olan Birinci dünya savaşı’nın gidişatına yön veren Çanakkale Muharebeleri, savaşa dahil olan bütün tarafların büyük kayıplar vermesine sebep olmuş, dolayısıyla koca gelecek toprağa gömülmüştü.

Dar-ül Fünûn talebeleri bile cepheye koşmuş vatan müdafası için ellerinden geleni yapmakta tereddüt etmemişlerdir.

Tıbbiyenin önemi

Çanakkale’de kazanılan zaferden sonra 1915’de kapatılan Tıbbiye, 4 Mart 1916’da öğretime başlamış, cepheden sağ olarak geri gelen tıbbiyeliler Haydarpaşa’da ki Dar-ül Fünûn-u Osmani Tıp Fakültesi’ne dönmüşlerdi.

Çanakkale’ye giden tıbbiyeli öğrencilerimiz 19 Mayıs 1915 savaşlarına katılmış ve kaybımız çok ağır olmuştur. Fakülte bir yıl kapalı kalmış ve 1921’e kadar da mezun verememiştir. 1916’da fakültenin tekrar açılma hazırlıkları başlayınca, eğitim verecek binanın dışı siyaha boyanmıştır.

Bunları neden anlatıyorum çünkü o zamanın haleti ruhiyesini bilmeden o dönemi anlayamayız. Bütün bir imparatorluk topyekün bir mücadeleye girişmiş,Halifenin cihat ilanıyla beraber İslam coğrafyasından herkes seferber olmuştur. Türk ve İslam olanlar dışında İmparatorluk tebası olan Gayrı müslümler dahi cepheye koşmuştur.

Hal böyle iken Yazıya konu Mehmet Yüzbaşı durur mu? O zaten bir Osmanlı Subayı olarak cepheden cepheye koşmaktadır.

Gazeteci Niyazi Acun

Çanakkale Harbinde İntepe Tasarrut Kumandanı Mehmet İntepe’nin Başından geçenleri sizlerle paylaşmak istiyorum. Kendisi ile yapılmış bir röportajdan size aktaracaklarımı değerli okuyucularım da takdir edecekleridir. 15 Eylül 1936 da Yarım Ay dergisinde yayınlanan röportajdan aktarıyorum. “İstanköylü Yüzbaşı Mehmet Yusuf İntepe bey ile Niyazi Acun arasında geçen röportaj için Mehmet beyi Çanakkale vapuru beklerken rastlaşıyorlar ve Mehmet beyin istemsiz ve aceleci tavırları eşliğinde röportaj başlıyor. Gazeteci Niyazi Acun Möntrö Konferansının Zaferi sonrası Çanakkale’ye giren Türk Ordusunu ve Yapılan tezahüratı yazmak için giderken Mehmet bey ile karşılaştığını bildirirken bir yandan da Mehmet beyden bilgiler almaya çalışıyor.

Niyazi Acun genç ve atak bir gazeteci çünkü Mehmet beyi orada bulması tesadüf değil 1936 da Çanakale’nin misafiri ağırdır. İngiliz Kralı Sekizinci Edward Çanakkale’ye gelecek ve Mehmet Yusuf İntepe Kendisine birifing verecektir.

Mehmet Yusuf Beyden Brifing hakkında izahat isteyen Niyazi Acun beye anlatmaya başlıyor; Balkan Harbinde Edirne Sinekli’de Fethiye Tabur kumandanı idim. 9 Şubat gecesi Alay kumandanı Cemil beyden emir aldım. Düşman Demiryolunu takiben ilerliyor derhal ateş aç.

Osmani Nişanı ile taltif edildi!

Ağır Kış şartlarında uyuyan askerleri uyandırıp onları top atışı yapmak için mevki ve mevzi aldırması takdire şayandır. O havada askerlerine 180 atış yaptırarak düşmanı püskürtmesi Şükrü paşanın bir tebrik ve dördüncü Osmani Nişanı ile taltif edilmesine sebep oluyor.

Edirne işgale uğramaması için cansiperhane savaşan Mehmet Yusuf bey sistemli olarak geri çekilirken iz bırakmama gayretindeydi ancak Edirne Düşmüştü. Bulgar Kirkof bile takdir etti.
Esir olarak filibeye varan Mehmet Yusuf bey ve silah arkadaşları ile Sofya’ya ordanda Büyük harb başlamadan Seddül Bahir’e geciyorlar, 1914 yılı Temmuzunda cepheye dahil oluyorlar ve çeşitli vazifelere katılıyorlar.

Sahada yaptıkları ufak tefek çatışmalardan sonra Piyade birliklerinin gelmesiyle birlikte Mehmet Yusuf beyi Soğandere’ye tabur komutanı oluyor burada canı sıkılan Mehmet bey Talat bey’den rica ederek kendisini İntepe’ye ateş hattına gönderilmesini istiyor. Talat bey kendisine yoğun ateş altında olduğumuzu görmüyormusun derken o gece Mevki Muhtahkemden emir geliyor ve Emir eri ve seyisinle beraber Mehmet beyi Kilitbahir’e oradan Çanakkale’ye oradanda Anadolu Hamidiyesine gidiyor Mehmet Bey, Sırrı beyi görüyor Onlarda Almanlar ile yemekteymiş, Sırrı bey yemeğe davet ediyor,yemekten sonra İntepe yolu için klavuz isteyen Mehmet bey Sabaha ancak İntepe’ye varıyor.

Altı gün boyunca mevkisinde bekleyen Mehmet beye ateş emri verilmeyince Mıntıka kumandanı Alman Werle çağırınca hemen yanına gidiyor. Alman Komutan oğlum sana ateş ettirmeyişimizin sebebi senin kurşunlar karşıya varmıyor diye rapor edildi. Bu sebebten ateş ettirmiyoruz deyince Mehmet bey Efendim nasıl gitmez diyerek itiraz ediyor.

Meğer Mehmet beyden önceki Yüzbaşı böyle bir rapor veriyor. Mehmet beyde üç deneme atışı için izin istiyor. Deneme atışlarında tam isabet edince atış serbest emri alan Mehmet Yusuf bey pek seviniyor.

Düşman Mevzilerine endahta başlayan Mehmet beyin mermileri bitince Müteksit bulunan Cemil paşadan Mermi isteyince Cemil Paşa Mermi yolluyor.
Bittikçede Yolluyordu,Gün aşırı ziyaret eden Cemil bey bile Mehmet Beyin gayretlerinden ötürü tebrik etmiştir.

Bir gün Eskihisarlının karşısına obüs bataryası gelip konuşlanmış gelen atışların yerini tespi edemiyen Mehmet bey’e Alman komutanlardan bir emir geliyor oraya git bataryanı ordan idare et diye,Hemen Alman bataryalarının oraya gitmek için atına atlayan Mehmet bey gidince Eskihisarlının arkasındaki bataryanın yerlerini telefonla kendi askerlerine bildiriyor ve üçüncü atışta düşman bataryası tarumar oluyor. Düşman bataryası dağılırken Mehmet Yusuf bey Mustahkem Mevki Kumandanı tarafından Gümüş imtiyaz ve Alman General Liman Von Sanders tarafından Demir Salip Nişanı ile taltif ediliyor.

Bir gün bataryamı Mevki Müstahkem Kumandanı Cevat paşa,Deniz Kumandanı Mertem paşa,Ozodun paşa ve Liman paşa ziyarete geldiler. Alman paşalar Cevat paşaya sordular. Bu batarya muvaffakiyetlerine nazaran ne kadar mermi atmışlardır?
O
-üçyüzü mütecavizdir Dedi.
-Ne kadar şehit vermiştir?
Bu sual üzerine Cevat paşa aynı soruyu Mehmet beye yöneltiyor.
Mehmet Yusuf bey göğsünü kabartarak hiç bir şehit vermediğini beyan ediyor.
Alman Paşalar inanmayınca Cevat paşa Mehmet beye dönerek Alman paşaların inanmadığını söylüyor, Mehmet beyde Ne yapalım paşam düşman öldüremedi biz mi ölelim diye söyleyince hepsi gülüşüyorlar…

Bu olaydan sonra bölüğü ile Mecidiye kışlasında istirahate çekilen Mehmet bey yine yerinde duramıyor yeni vazifeler istiyordu. Karadeniz’den gelen Yirmi dörtlük mermileri duyunca Mehmet bey Müstahkem mevki komutanlığına gidip Erkanı Harbiye Reisi Osman zati beyi telefonla arayıp vazife istiyor, İntepe’deki başarıları göz önüne alınınca Batarya Komutanı olarak tayin ediliyor ancak Mondros mütarekesi o sıralar imzalanınca tek mermi atamadan Almanlar ile beraber Hamidiye Kışlasına geri dönüyor. Mehmet bey İstanbul Divanı Harbine Aza tayin ediliyor.

1934 Sonbaharında İngilizler Hatıralarını yadetmek amacı ile Çanakkale’ye bir gemi ile geliyorlar, Ankara’dan gelen emir ile Vali Reisi ile birlikte on kişi refakat etmesi isteniyor Mehmet beyden resmi elbiselerini ve Gümüş imtiyazlarını göğüsüne takarak gemiye binen Mehmet bey ve beraberindeki heyeti 750 kişilik bir ekip karşılıyorlar İstiklal marşımız ingiliz bandosu ile okunuyor pek çok iltifatlar eşliğinde o gece gemide bir balo veriliyor. İngiliz Subaylar Mehmet beye göğsündeki Gümüş madalyayı ne zaman aldığını soruyorlar cevaben Mehmet bey İntepe Batarya Komutanlığındaki muaffakiyeti nedeniyle aldığını söyleyince İngiliz Subaylar yerinden fırlayarak İntepe İntepe diye bağırarak Mehmet Yusuf İntepe beyi selamlıyorlar, Generallerden biri Mehmet beyin dışarıda yanına yaklaşıyor ve elini göstererek elim seni attığın topların şarapnel parçası ile bu hale geldi diyor. Mehmet beyde o gün hava sisliydi. Sizin orada yemek yediğinizi görseydim atmazdım deyince size londra’dan bir hediye göndereceğim diyor.
Bir gün londra’dan bir hediye geliyor. General kızı ve damadı ile Kilisede nikahta çekilmiş bir fotoğraf gönderiyor…

İşte Çanakkale harbinin böyle acı tatlı hatıraları mevcuttur. Cepheye mermi taşıyandan tutun ikmal yapan köylülere kadar herkesin bir Çanakkale hatırası vardır. Yazımıza mevzu Mehmet Yusuf beyi bize tanıtan Torununa teşekkür ederim. Bu yazımı Mehmet Yusuf İntepe bey ve aile fertlerine,Çanakkale şehitlerine Arkasından Bir fatiha okuyacak kimsesi olmayanlara ithaf ediyorum…

Comments

comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir