«
  1. Anasayfa
  2. ANASAYFA
  3. Mimarlığın Tarihi

Mimarlığın Tarihi

notre dame

Mimarlık

Mimarlık, yapıları tasarımlama ve gerçekleştirme sanatı ile bilimidir Modern çelik ve cam yapılar, günümüzde kentlerin dünya çapında yaygın özelliğini oluşturmaktadır.

 

Y. İ.Ö 6500 Çatalhöyük (Anadolu’da) bilinen ilk kentlerden biridir, kerpiçten yapılmış dikdörtgen biçiminde evleri vardır.

İ.O 2650-2150 Mısır‘da Nil‘in aşağı vadisinde piramitler yapıldı. Sakkare’de ki ünlü basamaklı piramit, baş rahip ve kayıtlarda yer alan ilk mimar Imhotep tarafindan tasarlanmıştır.

Y. İ.Ö 2200 Stonehenge, Tanhonces Avrupa’sının en karmaşık taş anıtlarından biridir; dinsel amaçlarla çember biçiminde dikilmiş dikme taşlardan oluşmaktadır.

İ.Ö. 700-400 Eski Yunan tapınak mimarları üç mimarlık düzen geliştirdiler: Dor düzeni; lon düzeni; Korinthos düzeni. Bu düzenlerden her birinin, Yunan tanrılarını hoşnut kıldığı düşünülen, matematik ve geometriye dayanan kendi üslupları ve oranları vardır.

İÖ 300 Buddhacı stupalar Hindistan ve Güneydoğu Asya’da yapılmaya başlandı. Bu höyük biçimi yapılar, cennetin kubbesini temsil eder ve buddhacılığın kutsal emanetlerini içerirler.

Y. İ.Ö 200- İ.S. 500 Roma mimarlığı, Yunan mimarlık düzenini ve Etrüsk kemerini benimsedi. Romalılar çimentoyu geliştirerek, büyük kemer ve kubbelerin yapımında kullandılar. Kamu yapıları sarayları, hamamları, tapınakları ve amfitiyatroları kapsıyordu.

607-670 Nara’daki Horyu-ci Japon buddhacı tapınağı, dünyanın günümüze ulaşmış en eski ahşap yapısıdır.

618-782 Nançan buddhacı tapınağı, Çin’de Şanşi ilinde kutsal bir dağ üstünde yapıldı; günümüze ulaşmış en eski geleneksel ahşap iskeletli Çin yapısıdır.

690-850 İlk islam camileri, sarayları ve evleri, bir avlu içinde tasarlanmıştır. Camilerin minareleri, sıra kemerleri ve kemerli revakları vardır. Yüzey süslemeleri çoğunlukla cam, taş ve mermer parçalarından oluşan mozaikler biçimindedir.

778-850 Endonezya’daki Borobudur buddhacı tapınağının 8 taş taraçası ve çan biçiminde 72 stupası vardır.

Y.900-1150 Batı Avrupa’da roman üslubu gelişti. Roman üslubunda kiliselerin kırık tuğlayla doldurulmuş küçük pencereli masif duvarları vardır. Kemerler yarım daire biçimindedir ve çok büyük silindir biçimi sütunlar üstünde durur.

Y.1420 Floransa’da Ronesans haşladı. Başlıca sanatçıları Brunelleschi (1377-146) ve Alberti’ydi (1404-72). Klasik Çağ üsluplarının ve yapı tekniklerinin derinlemesine inceledikten sonra benimsenmesi, çok geçmeden bütün Avrupa’ya yayıldı.

Y.1650 Avrupa’da Barok üslup sanatçıları, Roma ve Ronesans üsluplarını yeniden yorumladılar Papalar ve krallar, mimarlara büyük ölçekli, görkemli, son derece zengin süslemeli kiliseler ve saraylar yaptırdılar.

 

1750-1840 Yeni-Klasikçilik. Mimarlar Roma ve Yunan klasik mimarlığının oranlarını ve ayıntılarını yeniden keşfettiler. Daha sonra “Pantheon” diye adlandırılacak olan Paris’teki Sainte Genevieve kilisesi, üslubun en güzel örneklerinden biridir.

1900-40‘lar ABD’li mimar Frank Lloyd Wright (1867-1959), Pennsylvania’daki Falling Water gibi, doğayla kaynaşan “organik” mimarlığın gelişmesine Öncülük etti.

1919-33 Bauhaus, Almanya’da Walter Gropius’un (1883-1969) başında bulunduğu etkili bir tasarım okuluydu. Modern sanayi tekniklerini temel alan bir tasarım öğretimi uygulandı.

1920‘ler Uluslararası modernizm gelişti. İsviçre doğumlu ünlü mimar Le Corbusier (1887-1965), evi “içinde yaşanan makine” olarak tanımladı.

1970‘ler Yüksek teknoloji üslubu gelişti, Richard Rogers (dog 1933) ile Norman Foster (dog 1935), çelik ve can yapılarında, yapımının ve hizmet oğelerinin (borular, vb.) baz parçalarını açıkta bıraktılar. Çok başarılı bir örnek, Londra’daki Lloyds Building’tir.

Yapı Düzenleri

Klasik Yunan mimarlığında bir yapı düzeni, yatay bir saçaklığı taşıyan dik bir sütundan oluşuyordu. Bir korniş, bir friz ve baştaban (arşitrav) tabanlığın kendisini oluşturmaktaydı. Temel üç düzen Dor, lon ve Korinthos düzenleriydi.

Dor düzeni: Yunanlılar bu düzeni y. i.ö 700’den haşlayarak kullandılar.

İon düzeni: Bu düzen i.ö 600’den başlayarak Bati Asya’da ortaya çıktı.

Korinthos düzeni: Bu süslemeli düzen, i.ö 500’de Atina’da ortaya çıktı.

Karyatidler Bu kadın biçiminde heykeller, taşıyıcı sütun olarak kullanıldı.

Y.İ.Ö 3002-2095 Sümerler Mezepotamya’da tuğladan basamaklı tapınaklar (ziguratlar) yaptılar.

Y. İ.Ö 1700-1200 Yunanistan’ın kıta kesiminde gelişen Mykenai uygarlığında, Ani kovanı biçiminde yuvarlak mezarlar (Thalos) yapıldı.

Y. İ.Ö 1500 Kral Minos’un Knossos sarayı, Yunanistan’da Girit adasında yeniden yapıldı. Duvarları resimlerle süslüdür

İ.Ö. 800-200 Italya’da günümüzün Toscana bölgesinde yaşayan Etrüskler, mimarlıkta kemer kullanımı başlatıldı.

İ.S 300-1540 Kolomb öncesi dönenemde Mayalar, en üstlerinde tapınak bulunan basamaklı piramitler yaptılar. Bunların günümüze kalmış en güzeli, Guatemala’ daki Tikal’de i.s 800’de yapılmış, “Büyük jaguar tapınağı” adı verilen tapınaktır.

İ.S 330-1453 Bizans mimarlığı, (Roma ve Ortadoğu üsluplarının etkisini yansıtır) İstanbul (Byzantium) kentinin Doğu Roma imparatorluğu’nun başkenti olmasından sonra gelişti. İstanbul’da o günlerden kalma en büyük kubbeli kilise olan Ayasofya, 537’de tamamlanmıştır.

Y.1100-1500 Gotik üslubu, Kuzey Avrupa kiliselerinde ilk kez kullanıldı. Yeni yapı teknikleri (sivri kemer ve uçan payanda) daha yüksek, daha hafif yapılar gerçekleştirilmesine olanak sağladı.

1113-y.1150 Angkor Wat Kambocya’da taştan yapılmış büyük bir tapınak kenttir (Khmerlerin başkentiydi). Tepeleri nilüfer koncası (ya da goncası) biçiminde sivri çatılarla örtülmüştür; yaklaşık 200 hektarlık bir alanı kaplamaktadır.

Y. 1830-1930 Gotik uslubunun yeniden canlandırılması. Mimarlar orta çağ uslübunu yeniden yakalamaya çabaladılar. Bunun yanı sıra , ABD’de ki Pennsylvania  güzel sanatlar Akademisin de olduğu gibi, yeni yapım yöntemleri kullanılarak yeni bir üslup yaratmayı amaçladılar.

19.Yüzyıl Sanayi Devrimi yapı tekniğini değiştiren kitlesel olarak üretilmiş gereçlerin ortaya çıkmasıyla sonuçlandı. Levha cam 1840’lar dan, çelik 1856’dan, takviyeli beton 1860’lardan başlanarak kullanıldı. Çelik iskeletli gökdelenler, asansörün icadından sonra ilk kez ABD’de Chicago’da yapıldı.

1890-1900’lerin başları Art Nouveau (“yeni sanat”) üslubunda bitki biçimlerinden esinlenildi. Bu üslupta gerçekleştirilmiş yapılar çok süslemelidir.

1970’lerin ortaları Postmodernizm akımı gelişti Geçmiş üsluplara, zaman zaman mizahi bir biçimde gönderme yapan bu akımda, Stuttgart’taki (Almanya) Neue Staatsgalerie’de olduğu gibi, yapılar çoğunlukla güçlü ve parlak renklerde yapılır.

1980’ler Enerji tasarrufu ve gereçlerin yeniden kullanımı gibi çevreyle ilgili kaygılar, bazı mimarlar tarafından göz. önünde bulundurulmaya başlandı. Bu tür yeni yapılar daha “çevre dostu”dur ve daha çok ısı yalıtımı, güneş ışığından yararlanarak ısıtma, güneş enerjisini kullanma gibi özellikler taşırlar.

İlk Gezginler

Bir Cevap Yaz

Fatih Arp Hakkında

Bir Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlendi *

Yorumlar

  1. Kenar Yazarı

    Mimarlık, Dünyamızı güzelleştiren ve estetik katan yapay işlerden bir tanesi. İnsanlar olarak doğanın saf güzelliğini kendi ellerimizle mahvediyoruz. Ama mimarlık betonlaşma ve bozulmayı minimize ederek estetik ve zerafet katıyor. Güzel bir konuyu blogunuza taşımışsınız. Teşekkürler.

  2. gerditale

    oldum olası eski mimari yapıları yerinde görüp sevmişimdir ama hiç araştırmamıştım bu bilgiler harika elinize sağlık 🙂

  3. Hürpost

    Mimarlık tarihi ve ilk mimarlarla ilgili verdiğiniz bilgiler çok kıymetli bizlerinde tarih boyunca çok kıymetli ve mimarları ve eserleri olmuştur.Yalnız piramitlerin millattan önce yapılması halen hayranlık uyandıran bir konu çok teşekkürler.

  4. Ahu

    Sonunda mimarlığın tarihi ile ilgili istediğim gibi bir bilgiye ulaştım çok teşekkürler . Mimarlık, gelişim anlamında harikalar yaratsada doğayı koruyarak gelişmesi taraftarıyım.

  5. Duo Diyet

    Çok eskilerden günümüze mimarlık tarihini, yapı düzenlerini ve ilk mimarlarla ilgili bilgileri tek bir yazıda görmek çok güzeldi. Doğayla kaynaşan “organik” mimarlık tabirini de yeni duydum. Çok teşekkürler.

  6. Erhan Çakırlar

    Ben Rönesans dönemi tarzı yapıları çok beğeniyorum. Ayrıca bence tarz olarak yakın bulduğum yukarıda yer alan Notre Dame Katedrali’nde olduğu gibi Gotik tarzı da göze çok hoş geliyor. Teşekkürler bilgilendirme için.

  7. Hayat gemisi

    Çok güzel faydalı bir anlatım olmuş .yüreğinize sağlık. Umarım insanlık tarihi çevre dostu mimarlıkları ile de tarihe geçer.