umutlar yeşersin geleceğe
umutlar yeşersin geleceğe
Spread the love

Umutlar Yeşersin Geleceğe

Doğanın öneminin anlaşılması ve korunması için umutlar yeşersin geleceğe başlığı adı altında doğanın ne olduğuna, doğanın korunmasının önemine ve doğanın insan için neden gerekli olduğuna değinilmiştir.

 Doğa Nedir?

 Doğanın sözlük tanımına bakıldığında dünyada bulunan tüm hayvanları, bitkileri, kayaları, denizleri vb. ve insandan bağımsız olarak var olan hava durumu, dağlar, hayvanların ve bitkilerin üremesi gibi tüm oluşum ve süreçleri temsil etmektedir.

 Doğanın İnsan İçin Gerekliliği Nedir?

 İnsanlar doğadan ayrı düşünülemez. Bunun en basit nedeni insanın da doğanın bir parçasını oluşturmasıdır. Başka bir nedeni ise tükettiği besinlerin, soluduğu havanın, içtiği suyun, yerleşik hayata geçmeden önce sığındığı mağaranın hep doğanın parçaları olmasıdır. Hayvanlar ve bitkiler de doğanın birer parçasıdır.

 Bu doğanın parçaları üstünde hak iddia eden, hayvanları ve bitkileri kendi için kullanan canlı ise insandır. Kendini doğanın içerisinde o kadar güzel konumlandırmıştır ki insan bir noktadan sonra kendisinin de doğanın bir parçası olduğunu unutmuştur. Doğayı da hayvanları ve bitkileri kullandığı gibi kullanmaktadır.

 Dünyanın doğal zenginliği sınırsız değildir. İnsan bu olguyu yaşadığı teknolojik gelişimle birlikte unutmak üzeredir. Enerji ve suyun kullanımına özen göstermemektedir. Özellikle gelişmekte olan pek çok ülke kaydedilen ekonomik ilerleme sayesinde giderek artan enerji ve su tüketimi içeren bir yaşam tarzı benimsemektedir.

 Doğayı Korumanın Önemi  Doğa hayatımızdaki en önemli şeylerden biridir. Bunun en büyük nedeni var oluşumuzun doğaya bağlı olmasıdır. Doğa; ağaçları, bitkileri, denizleri, dereleri, hayvanları içeren ve bizi çevreleyen bir oluşumdur. Aynı zamanda sadece hayatta kalmamıza yardımcı olmaz, çevremizde bulunanlara güzellik ekler.

 Doğa, insanlar için önemli olmasına rağmen yok edilmeye devam ediyor. Geri dönüşüme gitmesi gereken çoğu materyal suya atılıyor. Bunun sonucunda su kirliliği oluşuyor. Dünya popülasyonu hızla artmaya devam ederken kirlenen su kaynakları daha büyük önem arz ediyor.

 Fabrika bacaları gerekli arıtma işlemlerini uygulamadan toksin maddeleri atmosfere salıyor. Dağlık araziler kazılarak yok ediliyor. Bu kazılar sırasında yok olan şeyler dağlar ve toprak ile sınırlı kalmıyor. Ağaçlar da bu kazılardan fazlasıyla zarar görüyor. Küresel ısınma da çevresel kirliliğin bir başka sonucu olarak karşımıza çıkıyor.

 Uluslararası konferanslar ile çevreyi ve doğayı korumaya yönelik girişimler düzenlenmeye çalışılıyor. Dünya zirvesinden bugüne kadar hükümetler gezegenin sürdürülebilir kalkınmasını sağlamak, sera gazı emisyonlarını sınırlamak ve uluslararası çevre yönetimini güçlendirmek üzerine çalışıyorlar. 1972 yılından beri UNESCO tarafından bir dünya mirası listesi oluşturulmaktadır. Herhangi bir yıkım veya yeniden yapılandırılması yasaklanan kültürel ve doğal alanlar buraya kaydedilmektedir. Bu koşullar altında doğanın korunması ulusal ve uluslararası bir öncelik haline gelmektedir.

 Yiyecek ve İçme Suyu Kaynaklarının Korunması

 Yenilen ve içilen her şey doğadan gelmektedir. Su kaynaklarındaki tüm kirlilik dikkat edilmediği takdirde içilen suda veya tüketilen yiyeceklerde son bulur. Bununla beraber bu kirletici etkenler hastalıklara neden olabilirler. Dolayısıyla yeterli miktarda temiz suya ve yiyeceğe ulaşılabilmesi için doğa korunmalıdır. Bunun için toprağın ve su kaynaklarının kirletilmesinde en büyük etken olan kimyasallardan kaçınılmalıdır.

 Solunan Havayı Korumak

 Hayatta kalabilmek için hava gerekli olan bir şeydir. Nefes almadan birkaç dakikadan fazla hayatta kalınamaz. Canlı hücreler için yakıt olan oksijen havadan sağlanır. Her nefes alınışta atmosferdeki gazlar ve parçacıklar da solunmaktadır. Günümüz şartlarında ise nefes aldığımızda sadece bu bahsedilenler solunmakla kalınmamaktadır, birçok şey kana karışmaktadır. Bazı zararlı gazlar da vücuda girerek organizmayı yavaş yavaş zehirlemektedir. Bu nedenle atmosferin kirletilmesi önlenmeli ve hayati tehlike teşkil eden gazlar atmosfere boşaltılmamalı.

 İklimi Korumak

 Dünyada yaşayan toplumlar mevcut bulunan iklimlere uygun yaşam tarzlarına sahiptirler. İklim değişikliğine bağlı olarak bazı toplumların bu değişikliğe uyum sağlayamaması anlaşılabilir bir durumdur. Böyle toplumlar hayatta kalma mücadelesi vermek zorunda kalacaklardır. Dünyanın konumuna bağlı olarak yükselen deniz seviyeleri, kuraklıklar, tekrarlanan seller ve şiddetli fırtınalar gözlenmektedir. Bu felaketler yaşayan canlıların kaçmasına veya nesillerinin tükenmesine neden olabilecektir. İklim korunmadığı takdirde insanlar yaşam biçimlerini değiştirmek zorunda kalacaklardır. Yaşamaya elverişli bölgeler için çatışmalar bile yaşanabilir.

 Bitkiler ve bitki örtüsü, iklim değişikliğine bağlı olarak değişiklik gösterebilir ve gelişebilir. Bazı bitkilerin yeni şartlara uyum sağlayamayarak yok olduğu görülebilir. Son yıllarda dünyanın küresel sıcaklığında hızlı bir artış gözlenmekte. Doğanın bu değişime uyum sağlamak için yeterli vakti ise yok.

 Bu yüzden mevcut denge yavaş yavaş bozulmaktadır. Bu nedenle sera gazı emisyonları azaltılarak iklim üzerindeki insan etkisi sınırlandırılmalıdır. Çünkü atmosferik emisyonlar dünyayı ısıtmaya neden olan doğal sera etkisini güçlendirir. Bu yüzden özellikle enerji tüketimi sınırlandırılması üzerinde çalışılmalıdır.

 İhtiyaç Duyulan Biyolojik Çeşitliliğin Korunması

 Biyolojik çeşitlilik doğadaki hayvan ve bitki türlerinin çeşitliliğidir. Tüm bu türlere saygı duyulmalı ve tüm bu türler korunmalıdır. Bunun nedenlerinden biri bu türlerin insanın hayatta kalması ve geleceği için gerekli olmalarıdır. Bitkiler ve hayvanlar insan sağlığına katkıda bulunabilirler. Bitkilerden ilaç yapılabilir ve hayvanlar tarımda yardımcı olabilirler. Doğa, gelecekte yapılacak keşiflerin ve sorunların çözüm kaynağıdır. Bunlardan faydalanabilmek için doğanın korunması gerekir.

 Doğal alanların yok edilmesinin önlenmesi, nesli tükenmekte olan hayvan ve bitkilerin korunması gerekir.

 Çevrenin Korunması Herkesin Sorumluluğudur  Çevreyi korumanın öneminin farkına varılmalı ve bu konuda farkındalık uyandırmak için ulaşılabilen herkes bilgilendirilmelidir. Doğayı korumak insanlığı korumak ve hayatta kalmasını sağlamak anlamına gelmektedir. İnsan izole olduğu ve yalnız kaldığı bir ortamda yaşayamaz. Tamamen bağlı olduğu doğa ile var olabilir. Teknoloji ile çevrili büyük şehirlerde yaşanılması doğanın unutulmasına neden olabilir. Ancak bu şehirlerden çıkıldığında insana çevreye olan bağlılığı hızlı bir şekilde hatırlatılmış olacaktır. İnsanlığın hayatta kalmasını ve dolayısıyla geleceğini korumak için bugün doğayı korumak önemlidir.

Umutlarımda Türkiye Yazımız İçin Buraya Tıklayın

Comments

comments

4 YORUMLAR

  1. Doğanın ve çevrenin korunması herkesin sorumluluğunda dediğin gibi. Bu bilinç ve farkındalık herkeste olduğunda geleceğe daha umutla bakabiliriz. Çok teşekkürler.

  2. Umutla
    Yaşamak İçin Değil
    Umudu Yaşamak İçin Ve
    Umutlarımızın Yeniden Yeşermesi
    Ümidi Ve Dileğimle Kaleminize Ve
    Yüreğinize Sağlık. Hizmetleriniz Daim
    Olsun.S♥d♥

  3. Her birimizin birincil sorumluluğudur doğayı korumak. Bizi var edene saygı duymayı öğrenmediğimiz sürece umutlar solmaya devam edecek. İnsan evrenin en zeki varlığı mı bilinmez ama en nankörü olduğu, mevcut duruma bakınca, aşikar. Esas olan duyarlı olmak ve en nihayetinde “Umutlar Yeşersin Geleceğe…” diyebilecek yüksek farkındalığa sahip olabilmek…

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here